Skip to content Skip to footer

Su İçmek Kadar Ne Zaman İçtiğin de Önemli. Zamanlama Neden Göz Ardı Edilmemeli?

Su tüketimi dendiğinde çoğu kişinin aklına yalnızca “günde kaç litre içmeliyim?” sorusu gelir. Oysa vücut için suyun sadece miktarı değil, gün içine nasıl dağıtıldığı da en az onun kadar önemlidir. Aynı miktar suyu farklı zamanlarda içmek; iştah, sindirim, uyku kalitesi ve hatta kilo yönetimi üzerinde farklı etkiler yaratabilir.

Bunun temel nedeni, vücudun su dengesini rastgele değil, biyolojik bir ritimle yönetmesidir.

Vücudun Su Ritmi Vardır

İnsan vücudu su dengesini başta antidiüretik hormon (ADH) olmak üzere çeşitli hormonlar aracılığıyla düzenler. Bu hormonların salınımı gün içinde sabit değildir; tıpkı uyku–uyanıklık döngüsü gibi sirkadiyen bir ritim izler.

Bilimsel çalışmalar, vücudun sabah ve gündüz saatlerinde sıvı alımına verdiği yanıt ile akşam–gece saatlerinde verdiği yanıtın aynı olmadığını göstermektedir. Gündüz saatlerinde su tüketimi, böbreklerden daha dengeli bir şekilde atılırken; akşam saatlerinde fazla sıvı alımı, gece idrara çıkma ihtiyacını artırabilir ve uykunun bölünmesine neden olabilir.

Yani “akşam susadım, gündüz içemediklerimi telafi edeyim” yaklaşımı, fizyolojik olarak vücutla çok uyumlu değildir.

Suyu Akşama Yığmak Neden İyi Bir Fikir Değil?

Danışan pratiğinde sık gördüğüm durumlardan biri şudur:
Gün boyu neredeyse hiç su içmeyen kişi, akşam saatlerinde birden litrelerce su tüketir. Bunun sonucunda:

  • Gece sık idrara çıkma
  • Uyku bölünmesi
  • Sabah yorgun uyanma
  • Sabah iştahsızlığı gibi sorunlar ortaya çıkabilir.

Bu nedenle klinik yaklaşımda amaç, suyu telafi etmek değil, gün içine yaymaktır. Özellikle yatmadan 2–3 saat önce yoğun sıvı alımından kaçınmak, uyku kalitesi açısından oldukça önemlidir.

Öğün Öncesi Su: Zamanlamanın En Güçlü Noktası

Su zamanlamasıyla ilgili bilimsel literatürde en net sonuçlar, öğün öncesi su tüketimi üzerine elde edilmiştir.

Araştırmalar; ana öğünlerden yaklaşık 20–30 dakika önce içilen 1–2 bardak suyun, mide doluluk hissini artırabildiğini ve bazı bireylerde öğün sırasında alınan enerji miktarını azaltabildiğini göstermektedir. Özellikle kilo yönetimi sürecinde olan bireylerde bu küçük alışkanlık, uzun vadede anlamlı bir fark yaratabilir.

Burada önemli bir nokta var:
Su, yemekle birlikte değil, yemekten önce içildiğinde bu etkiyi gösterebiliyor. Yemekle birlikte aşırı su tüketimi ise bazı kişilerde şişkinlik ve sindirim rahatsızlığına yol açabiliyor.

“Ben Su İçiyorum Ama Yaramıyor” Diyenlere

Danışanlardan sıkça şu cümleyi duyarım:
“Hocam, su içiyorum ama faydasını görmüyorum.”

Çoğu zaman sorun suyun miktarından çok zamanlamasıdır.
Gün boyu ihmal edilen, akşam tek seferde içilen su; vücudun ihtiyacına yanıt vermek yerine onu zorlar.

Bu nedenle sağlıklı bir su tüketimi için temel yaklaşım şudur:

  • Sabah ve gün ortasında daha aktif
  • Öğünlerden önce planlı
  • Akşam saatlerine doğru daha kontrollü bir sıvı alımı düzeni oluşturmak.

Sonuç Olarak

Su, yaşam için vazgeçilmezdir; ancak bilinçli tüketilmediğinde beklenen faydayı her zaman sağlamaz. Vücudun biyolojik ritmine saygı duyan, gün içine yayılmış ve zamanlaması doğru ayarlanmış bir su tüketimi; sindirimden iştaha, uykudan genel iyilik haline kadar pek çok sistemi olumlu etkiler.

Unutulmaması gereken en önemli nokta şudur:
Su içmek bir alışkanlık değil, bir ritim işidir.

Leave a comment